Temas egzaması ne demektir?

Temas egzaması ne demektir? Cildin herhangi bir madde ile genellikle uzun süreli ve tekrarlayan temasları sonrası ciltte allerjik tabiatlı bir hastalığın gelişmesidir. Buna neden olan maddeler arasında öncelikle sabun ve deterjanlar, lastik eldivenler, kemer, kolye vb aksesuarlar, gömlek, kaşkol gibi giysiler sayılabilir. Temas edilen cilt alanında kızarıklık, kabarıklıklar, kalınlaşma, çatlaklar, soyulma, kaşıntı, sulanma ve kabuklanmalar görülebilir. ------------------------------------------------------------------------------------------------------ Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü’nden Dr. Ayla Kamburoğlu Göksel, bebeklerin cildinin çok hassas olduğunu, deterjan gibi dış etkenlerde maruz kalmaması gerektiğini belirtiyor. Dr. Kamburoğlu konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı (anne bebek sitesinden) BEBEĞİNİZİN GİYİSİSİNİ AYRI YIKAYIN başlıklı yazıdan. Bebeğinizin giysilerini yıkadığınız deterjanların bebeğin cildi üzerinde ne gibi etkileri olur? Bebek cildi bilindiği gibi çok hassastır. Bunun nedeni dış etkenlere maruz kalmamış olması, dolayısı ile cildin dış etkenlere karşı koruyucu tabakasının tam olarak oluşmamış olmasıdır. Örneğin bebek cildinde bölgesel keratin tabakası gelişmemiştir. Kaba ve yumuşak olmayan, dokumadan yapılmış giysiler bebeğin korumasız teninde hassasiyet ve kızarıklık gibi olumsuz etkiler yaratır. Benzer şekilde kimyasal açıdan irritatif özellik taşıyan temizlik malzemeleri ve deterjanlar aynı olumsuz etkiyi yaratırlar. Yanlış deterjan kullanımı bebek cildinde ne gibi alerjik reaksiyonlara neden olur? Bebek cildinde uygunsuz deterjan kullanımına bağlı kaşıntı, kızarıklık, ciltte beneklenme gibi yan etkiler oluşabileceği gibi yanlış deterjanla yıkanmış giysilerin giyilmesi bebek cildinde kontakt dermatit denen alerjik cilt reaksiyonuna neden olabilir. Deterjan Alerjisine Dikkat! Kadınlar, ince derililer, açık renkliler dikkat! Deterjan alerjisine yatkınsınız. Deterjan ve sabunlarınızı iyi seçmeniz gerekiyor. Bianet kadın penceresi sitesinden 9 Nisan 2003, Çarşamba Aslı ÖNGÜN Yıllardır söylenip duruyor, o yüzden de deterjanı nasıl kullanacağımız ve kullandıktan sonra nasıl durulacağımız konusunda pek çoğumuz yeterince bilinçlendik sayılır. Ama bunu bilmek bizi deterjanın zararlarından korumaya yetmiyor. Tabaklarımızı belki yeterince duruluyoruz ama deterjanın ellerimize olan etkisini engelliyemiyoruz. Deterjan alerjisi, pek çok kadının başının belası. * Deterjanlar vücuda olduğu kadar doğaya da yabancı olan kimyasal madde. Bu kimyasal madde vücuda girdiğinde, hatta deriyle temas ettiğinde tahriş edici (iritan) bir madde özelliğini taşıyor. Bu maddelere karşı çok hassas olan ya da hassas olmayan kişiler var. Yani herkese aynı etkiyi göstermiyor. Cinsiyet, derini rengi ve yaş önemli. * Daha esmer kişilerde deri hastalıklarına yakalanma oranı çok daha düşük. Açık renklilerde bu oran daha yüksek. Kadın cildi erkek cildine göre daha ince olduğu için daha hassas. Ayrıca kadınlar (maalesef) bulaşık, çamaşır gibi işlerle daha çok haşır neşir oldukları için, etkilenme riskleri daha fazla. * Hassas ciltlerde, deterjanın içindeki tahriş edici madde cildi sürekli olarak etki altında bırakıyor. Bir süre sonra halk arasında egzama denilen tıbbın kontak dermatit dediği hastalıklar oluşuyor. * Bu hastalıklarda önce hafif bir kırmızılık oluyor, elde yanma başlıyor. Daha sonra kırmızılıklar gelişiyor. Daha hassas kişilerde daha da ilerlediğinde gözlerde şişlik meydana geliyor. Bu iritan madde yıllardır temizlik maddeleriyle süren temasın birikimi sonucu bu etkiyi gösteriyor. * Deri kan damarlarıyla ve sinirlerle zengin bir organ. Parmak uçlarımızda sinir topuzları ve onları besleyen kan damarları var. Derinin gözeneklerinden yani porlardan giren madde, bütün kanımıza, oradan da bütün vücudumuza yayılıyor. Ve vücut yabancı bir maddeye gösterdiği tepkiyi gösteriyor. İşte o zaman da alerji dediğimiz olay meydana çıkmış oluyor. Vücudun çeşitli yerlerinde alerjiler görülebiliyor. Yani yalnızca elle temas edilse bile alerji vücudun diğer bölümlerine yayılabiliyor. Tabii bu kişiden kişiye değişen bur durum. * Sabunlar da masum değil. Sabunun zararı içindeki katkı maddesine göre değişiyor. Kalevi, potasyum hidroksit cilde ve biyolojik varlığımıza zararlı bir madde. . Sabunların içinde donyağı var. Onları kalevi ortamda sabunlaştırıyorlar. Gliserinli ortamda daha az kalevi ile hazırlanan yumuşak sabunlar daha sağlıklı.. Zeytinyağlı ve gliserinli sabunlar cilt için daha uygun. Vücudumuzun asitik ortamına denk olanları seçip bulaşıkta ve vücudumuzun temizliğinde onları kullanmamız gerekiyor * En iyisi elle yıkanan bulaşıkta deterjan kullanmamak ya da bulaşık sırasında eldiven kullanmak. Ama alerjiye yatkın kişiler, kimyasal bir madde olan eldivene karşı da duyarlılık gösterebilirler. Bu durumda patiska ya da penyeden hazırlanan bir eldivenin üzerine eldiven kullanılabilir. * Deterjan alerjsiyle karşılaştığımız zaman ilk yapılacak iş, o maddeden tamamen uzak kalmak. Daha sonra ise deri için ilaç kullanmanın yanı sıra vücuda giren yabancı maddeleri temizlemek üzere antihistaminik ilaçlar kullanmak. Uzm Dr. Zekayi KUTLUBAY Cilt Hastalıkları Uzmanı. Bağışıklık sisteminin görevi zararlı maddelerden (bakteri, virüs vb.) vücudumuzu korumaktır. Ancak atopik kişilerde bağışıklık sistemi çevremizde bulunan bir çok maddeyi zararlı madde olarak algılamakta ve birey bu maddelerle karşılaştığında aşırı bağışıklık yanıtı oluşmaktadır. Atopik egzema çevresel ve duygusal faktörlere derinin bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı bir reaksiyondur. Çevresel faktörler 1- Kimyasal maddeler 2- Bazı gıdalar 3- Alerjen maddeler (ev tozu akarı, hayvan tüyü, polenler, halı vb.) 4- Deterjanlar 5- Stres, psikolojik faktörler. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şafak Metekoğlu www.kozmodermo.com sitesinden. İrritan kontak dermatit: Su, deterjan, kuvvetli kimyasal ve sürtünme sonucu derinin tahriş olması sonucu gelişen bir egzema türüdür. Atopik egzemada da bu etkenler egzemayı tetikleyebildiğinden karışabilirler. İrritanlar: Toz, su, kimyasal, deterjan ve travma gibi tahriş edici etkenlerden uzak durulmalıdır. Bize dayatılan Yaşam Tarzında olmazsa olmazların arasına sokulan Deterjanlar nedir? Çevre ve insan sağlığına getirdiği riskler nelerdir? Bu riskleri enaza indirmek için neler yapılabilir? Çamaşırda, bulaşıkta, vücut ve çevre temizliğinde yaygın olarak kullanılan bu kimyasallar üzerinde, uzun uzun düşünmek zorunda olduğumuzu hatırlatmak istiyoruz. Prof.Dr.İsmet Dökmeci’in bu konuda yazmış olduğu bir makalede söyledikleri çok önemli: TRAKYA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ FARMAKOLOJİ ANABİLİM DALI - gıda raporu sitesinden “İnsan ve diğer canlıların yaşam ortamı olan su, hava ve toprağın endüstriyel teknolojinin gelişmesine paralel olarak çeşitli sentetik maddeler ve diğer toksik atıklarla hızla kirlenmeye yüz tutması daha şimdiden Dünyanın bir çok yöresini yaşanmaz duruma getirmiştir. Çevreyi koruyucu önlemler almadan gelişi güzel sanayileşen ülkelerde denetimsizlik, düzensiz kentleşme, hızla artan nüfus ya da toplumun eğitimsizliğinden kaynaklanan sorumsuzluk sonucu, sağlıklı yaşamamız için vazgeçilmez bir gereksinim olan doğanın kirlenmesi alabildiğince artmaktadır. Ne gariptir ki insanlar kendilerinin meydana getirdikleri bu manzara karşısında panik içinde çare arayışına girişmekte ve sonuçta faturasını ağır biçimde kendisine ve nesillerine ödetmektedir.” “Son dönemlerde kamuoyunda deterjanların doğaya, dolayısıyla insan sağlığına olan zararları merak ve endişeyle tartışılmaktadır. İhmaller ve sorumsuzluklar sonucu ortaya çıktığına inandığımız çevre kirlenmesi sorunu bugünün insanlarının gelecek nesillerine bırakacağı kötü bir mirastır.” Ifadesi ile konunun nesiller boyu önemini vurgulamaktadır. Deterjanın günlük hayatımıza girişi ile ilgili olarak da: “Bu asrın başında sabun elde edilmesinde kullanılan yağların kıt bulunması, temizleyici başka maddelerin bulunması için çalışmaların başlamasına neden oldu. Ham petrolden sentetik yolla elde edilen deterjan üretilmesine başlandı. Özellikle II. Dünya Harbi sırasında Avrupa ve Amerika'da yaygın olarak kullanılan sentetik temizleyiciler bulaşıcı hastalıkalrın yayılmasının önlenmesinde ve temizlik işlerinde büyük kolaylıklar sağlamıştır. Ancak bu maddelerin rastgele üretilmesi ve çevreye yayılmasıyla 1960'lı yıllarda A.B.D gibi bazı batı ülkelerinde deterjanların doğa kirlenmesinde önemli rol oynadığı belirlenmiş ve bu konuda bir dizi önlemler alma zorunluluğu ortaya çıkmıştır.” ve “Deterjanlara temizleyici özellik veren yapısındaki yüzey-aktif maddelerdir. Üreticiler çoğunlukla deterjanlar içinde pahalı olan bu maddeleri düşük oranda (%10-30) kullanmakta, onun yerine ucuz olan bentonit, kaolin, değişik tuzlar, asitler ve silikatlar gibi temizleyici özellikleri olan suda az eriyen inorganik maddeler karıştırmaktadırlar. Bir deterjanın yapısındaki biyolojik bozulmaya (biyodegredasyon) uğratmayan maddelerin oranı onun çevre kirlenmesi ve sağlığa olan zararlarının göstergesidir. Bu maddelerin su ve toprakta bozulmadan kalıp, akarsularla göl ve denizlere ulaşması buralarda yaşayan canlıları ve onlarla beslenen insanların sağlığını tehdit etmektedir. Son 25 yıl içerisinde birçok ülke deterjan üretiminde biyodegredasyonu hızlı yüzey-aktif maddeler ve katkı maddeleri kullanmaktadırlar. Yüzey-aktif maddesi Lineer alkil benzen (LAB) ve benzeri yapıda olan deterjanlar su ve toprakta daha hızlı biyodegredasyona uğradığından deterjan üretiminde öncelikle tercih edilmektedir. Örneğin A.B.D, 1963 yılından bu yana LAB dışında yüzey-aktif maddenin deterjanlara katılmasına izin vermemektedir.” Açıklamasını yapmaktadır. Ülkemizde üretilen deterjanlara yakın zamana kadar katılan dedosil benzen (DDB) yüzey-aktif maddesi kimyasal yapısında sağlam halkalı gruplar içerdiğinden su ve toprakta bakteri ve enzimlerin etkisiyle oldukça güç çözünmekte dolayısıyla doğada giderek birikmekte idi. Bu tehlikeli gidişi durdurmak için DDB yasaklanmış ve onun yerine LAB kullanılmaya başlanmıştır. LAB’ın kimyasal açıklaması ise, “Bir alkan molekülünden bir hidrojen atomunun koparılmasıyla türeyen ve genel formülü, CnH2n+1 olan tek değerli grup. Alkil grubu genellikle R ile gösterilir. Birer alkil olan metil (CH3-), etil (C2H5) ve propil (CH3-CH2-CH2-) grupları birer alkan olan metan (CH4), etan (C2H6) ve propandan (C3H8) türemiştir. Alkilleme: Petrol rafinasyonunda, alken (olefin) moleküllerine alkil gruplarının eklenmesi işlemidir.” Deterjan içerisinde bulunan yüzey-aktif madde dışında önemli oranda (%70-90) bulunan temizleyici, beyazlatıcı, yumuşatıcı, köpürtücü, parlaklık verici ya da antiseptik özellik veren katlı maddelerinin çoğu da yüzey-aktif madde gibi insan organizmasına gıdalardan ve diğer yollardan girdiklerinde dokularda iritasyon sonucu olumsuz etkilere neden olabilmektedirler. Bir çok kanser türünün ise dokuların sürekli iritasyonu sonucu oluşabildiği literatürlerde bildirilmektedir. Ayrıca akciğer tahribatı, akciğer iltihabı, alerjik reaksiyonlar, santral sinir sisitemi, kalp, böbrek ve kan damar rahatsızlıkları, endokrin ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi önemli rahatsızlıkların kaynağı üretimde kullanılan katkı maddeleri ve dolayısı ile deterjanlar olabilmektedir. Deterjanın kullanım yerleri ile temas sonucu vücudumuza giren miktarı, yapacağı zarar yönünden önemlidir. A.B.D'de bir günde insan vücuduna giren deterjan yüzey-aktif maddesinin ençok 0.3-3 mg arasında olduğu belirtilmesine karşın ülkemizde bazı yörelerde yapılan çalışmalar içme sularında dahi çok yüksek miktarlarda deterjan bulunduğunu ortaya koymuştur. Her ne kadar vücudumuza giren günlük deterjan miktarı bilinmese de, bunun çok yüksek düzeyde olması güçlü bir olasılıktır. Bu nedenle biyodegredasyonu en hızlı olan deterjan kullanılmasının özellikle ülkemizde önemi büyüktür. Sonuç olarak medeniyet gereği olan temizlik işlerimizde kullandığımız deterjanların vazgeçilmez yararlarının yanında çevre kirlenmesi ve özellikle sağlığımız açısından zararlarından korunabilmek için üretimlerinin kontrol altında tutulması zorunludur. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlığa ve çevre kirlenmesine en az zararlı bileşimlerin saptanıp bu standardın dışında deterjan üretimine izin verilmemesi gerekmektedir. Ayrıca üretici firmaların deterjan kullanımını özendirmek için giriştikleri reklam kampanyalarının abartılı ve gerçeği yansıtmaması da tüketicinin kafasında ‘madem süper ötesi temizlik sağlıyor, madem tüm zorlu kiri pası çıkarabilmekte o zaman neden her ay reklamlarda formülü yenilenir ya da geliştirilir olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?’ Sorusunu tekrar ettirmektedir. Gıda Mühendisi İsmail Erbay - gıda raporu sitesinden.. “Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, Çamaşır ve Bulaşık deterjanları, Sıvı sabunlar ve Şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmışı değildir. Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır: 1-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir. 2-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir. 3-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir. Küçük çocuğu olup ta boğaz enfeksiyonu geçirtmeden, bademcik problemsiz büyütebilen anne var mı? İnanın bu işin baş müsebbibi bulaşık deterjanlarıdır. Bu mamulleri kullandığınız zaman bir diğer tesir ve etkisi ise çevre kirliliğidir. Bunların içerisindeki kimyasalların başlıca özellikleri bulundukları yerde oksijeni tüketmeleridir. Oksijensiz bir yerde ise hayat olmaz. Nitekim 1978 yılında Marmara denizinde 126 balık çeşidi varken bu gün bu sayı 25 çeşide inmiştir. 2050 yılına kadar da denizlerdeki canlıların %98 inin yok olacağı tahmin edilmektedir.(Oxford başta olmak üzere amerikan üniversitelerinin açıkladıkları raporlardır.) , KİMYASAL DETERJANLAR – bizcokkisiyiz.com sitesinden Elde bulaşık yıkarken; * Formülünde klor olmayan fosfor ve fosfatsız sıvı deterjanları kullanın * Çamaşır deterjanları Çamaşır ürünlerinin çoğu doğal ortamda ayrıştırılıp geri kazanılmayan malzemeler; fenol, amonyak, naftalin ve diğer zararlı kimyasal maddeleri içerirler. * Mümkünse fosfat içermeyen deterjanları tercih edin veya toz sabun kullanın. Prof. Dr. Bekir Sıtkı ŞAYLI Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi A. Ü. Tıp Fakültesi - Eti Holding Araştırma Projeleri Yürütücüsü Ankara, Mayıs 2000 KİMYASAL DETERJANLAR bizcokkisiyiz.com sitesinden Çamaşır yıkarken, suları kirletiyoruz Titiz hanımların dikkatine bir haber sunuyoruz. Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi araştırmacısı radyo ekolog Dr. Sayhan Topçuoğlu: Çamaşırı temizlerken suları kirlettik. Kimyasal Deterjanlarda kullanılan fosfatlar, Marmara ve Karadeniz kıyıları ile göllerde yosunlaşmayı artırdı. Türkiye`de üretilen deterjanlardaki tripoli fosfat oranı yüzde 15-30 arasında.